Translate

15 Mart 2013 Cuma

SİSTEMİN GETİRDİĞİ SORUNLAR




   Yandaki karikatüre dikkatle bakmanızı tavsiye ederim.Aslında bu karikatür şu anda dünya üzerindeki küresel dengeyi ifade ediyor.(Tabi denge demek ne derece doğru orası da aşikar.)Evet kapitalist ekonomik sistemden bahsediyorum.Nam-ı değer krizler tarihi.Sistem görüldüğü gibi 3 ana aktör üzerinde kurulu.Hükümetler-bankalar ve halk.Resmimizde de gördüğümüz gibi öncelikle hükümetlerden bahsedelim.Hükümetler fi tarihinden beri kendi çıkarları için politikalar belirlemiştir.Diğer bir deyişle oy maksimizasyonu sağlamak ana temadır.İkinci olarak bankalardan bahsedecek olursak,resimde gördüğümüz gibi bankalar sağlam temeller üstünde oturan ve sürekli gelir elde eden kar maksimizasyoncu kuruluşlardır.Gelir kaynağı halktır.Aktörlerden sonuncusu ve en garip olanı halk.Halk sürekli çalışan,çalıştırılan,kendisi farkında olmayan sömürülen ve sömürüldükleri kadar bankalara vb kuruluşlara kar kazandıran insanlar...
                İktisat, literatürde" kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları en iyi şekilde karşılayan bilimdir" diye geçer.Önemli nokta "kıt kaynaklar" ve "sınırsız ihtiyaçlar". Bu tanım gereği insanlar sürekli bir ihtiyaç içinde olmalı.Sürekli tüketme aşkı olacak.Gel gelelim zaten günümüzdeki tüketici hareketleri de bu şekle dönüştürülmüş durumda.İnsanlar çalıştırılıyor,gelir elde ediyor,elde ettiği geliri ise sistemin ürettiği objelere harcamaya zorlanıyor.Örnek vermek gerekirse günümüzün trendi olan İphone marka telefonlar.Çoluk çocuğun elinde dolaşır oldu.Asgari ücretli kişi bile çalışıyor ve bu aleti almak için kendini sorumlu hissediyor.Çünkü sistem onu almaya zorluyor insanı.İnsanın aslında ihtiyacı yoktur buna ama sistem o kadar çok beynine giriyor ki insanların,kendilerini bunu almak için sorumlu hissediyorlar.İşte tanımdaki "sınırsız ihtiyaç" kavramının açıklaması budur.Sistem bu ihtiyaçları karşılamak için ise "kıt kaynaklar"kavramını ortaya atıyor.Kavramı biraz açacak olursak,yukarıda bahsettiğim sistem tarafından yaratılan sınırsız ihtiyaçları karşılamak için daha fazla üretim, daha fazla  insan ve doğa sömürüsü  gerekecek.İhtiyaçlar pompalandıkça yıkıcı tahribat artacak.Bunun yanında kaynakların kıtlaşması fiyatların da yükselmesi anlamına gelecek.Yani sonuç olarak sınırsız ihtiyaçlarla arttırılan talep beraberinde kıt kaynaklar varsayımından daha yüksek fiyat biçmeye neden olacaktır...
            Şimdi de banka ve insan arasındaki ilişkiye bakalım.Ekonomilerin temel yapı taşlarıdır bankalar.Bankalar ekonomideki parayı piyasaya sürmek için kullanılırlar.Bu işlemi de kredi dağıtım yoluyla yaparlar.İnsanlar;bankalardan, ihtiyaçlarını karşılamak üzere borç para alırlar(kredi).Tabi bankanın bir de faiz getirisi yönü vardır.Bankalar faiz yoluyla insanların ellerindeki parayı alarak ve üzerine belli bir oranda faiz uygulayarak getirilerini arttırırlar.Bu durum tabi ki zengin(sermayedar )insanların işine yarayacaktır(.Tabi ki yine en karlı bankalardır).Şimdi de farklı bir perspektiften bakalım.İnsanların daha çok para kazanma isteği ve sistem gereği ihtiyaçlarının artması insanı kredi almaya itecektir.Faiz ise kredinin en önemli silahıdır.Faiz insanları daha çok üretmeye ve gelişmeye zorlar.Neden derseniz;insanlar belli bir faiz oranından kredi aldığı zaman bu krediyi geri ödemesi için insanın daha önce olduğundan daha çok çalışmasını gerektirecektir.Bu durum ekonomilerin daha büyümesini,sermayedar kesimin daha çok kazanmasını sağlayacaktır.Şöyle bir örnek verecek olursak:Dünyada 10 kişi yaşadığını varsayalım ve herkese %10 faiz oranından 10 birim para verildiğini varsayalım.Vade sonunda  insanlara 110 birim para iade edilmelidir.Peki bu 10 birim para nerden geliyor?Diğer insanların faizinin ödenebilmesi için içlerinden birinin tüm parçalarını kaybetmesi gerekir.Bu durum varsayıldığında insanlar para kaybı yaşamamak için daha çok çalışmaya ve üretmeye itilecektir.Ya da bu kaybı önlemek için bankaya kredi çekmeye itecektir.Tabi bu da insanları bankaların birer kölesi haline getirecektir.Banka da faiz yoluyla insanları sömürmeye devam edecektir....
            Aslında bu konuda daha yazacak çok şey var.İşte günümüzün en büyük problemleri bu sebeplerden dolayı kaynaklanıyor.Bankacılık krizleri,finansal krizler,faizin yarattığı krizler vb. hepsi sistemin bir yerde tıkandığını gösteriyor.Artık insanlar yeni bir sistem arayışındalar.Çünkü kapitalist sistem artık gidebileceği son noktaya kadar gitmiş durumda...

10 Mart 2013 Pazar

Küresel Kriz ve Günümüz

          İlk yazımla sizlerle birlikteyim.Bu bloğu açmamdaki sebep kişisel bilgi birikimime katkıda bulunmak ve sosyal medyada kendimce katkıda bulunmaktır.Geçen zamanda hatalarım olacaktır ki bildiğimiz gibi "hatasız kul olmaz" dı.Şimdiden hatalarım olursa af ola.
          
          Bilindiği üzere  aslında 2001 yılından beri dünyamızda süregelen ekonomik kriz günümüze kadar ulaşmış ve hatta iliklerimize kadar hisseder duruma gelmiş bulunmaktayız.Şöyle bir tarihsel çerçeveye bakarsak; FED'in 2001'den beri faiz indirimleri neticesinde dünyada bollaşan dolar ve bu indirimlerin getirdiği parasal genişleme sonucunda 2006'ya gelindiğinde  özellikle ABD'de konut kredilerinin artması ve bu kredilerin geri dönülemez seviyede piyasaya dağıldığı ve bu balonun giderek büyümesi "mortgage" krizi dediğimiz  konut krizini çıkardı.Ve Amerikan ekonomisi dip yaptı.Buna müteakip dünyada da ABD etkisiyle oluşan parasal genişleme ve özellikle kredi kullanımındaki artışlar ABD de ortaya çıkan krizi daha da derinleştirmiş ve küresel boyutuna taşımıştır.
      
        Kriz dünyada derinleşmeye başladı ve hükümetler bu krizden kurtulmak için kamulaştırma ve mali yardımlara başladı.Banka satın almalar hız kazandı.Özellikle Avrupa'da kamu borçlarının bir hayli artması akabinde 2010'a girerken yeni bir krizin olacağını açıkça gösteriyordu.Tabiki beklenen oldu ve Avrupa da derin bir krizin içine girdi.Kağıt işleriyle uğraşan İzlanda battı.Özellikle Akdeniz sahili ülkelerinin kamu borçlarındaki artış derinleşti ve günümüzdeki Yunanistan,İspanya,İtalya gibi ülkeler hala bu etkiden kurtulmak için uğraşıyor.

    Gelelim günümüze.Aslında tarihsel sürece bakarsak hala ders alınmamış gibi görülüyor.FED hala faiz indirimini sürdürüyor ve tahvil alımlarını da devam ettiriyor.Ve Finansal piyasalar anlık olarak derin tepkiler vermeye başladı.Bu da  akıllara Roubini'yi getiriyor.Roubini'ye göre 2013 yılı volatilitesi yüksek bir yıl olacak.Ki yılın ikinci çeyreğine yaklaşmadan bunu görebiliyoruz.FED parasını değersizleştirmeye devam ettikçe,yani faiz indirimlerinin yanında parasal genişlemeye devam etmesi akabinde tahvil alımlarını arttırması adeta piyasalara bir ralli havası veriyor.Piyasalar şiştikçe şişiyor.Bunun yanında Avrupa'da hala belirsiz olan borç krizi,Yunanistan ve İspanya'nın durumu ve işsizliğin AB genelinde yükselmesi belirsizliği giderek arttırıyor.Diğer taraftan İsrail-İran çekişmesi ve Orta doğudaki kargaşalar piyasaları etkilemeye devam ediyor.

    Sonuç olarak şöyle bir baktığımızda yukarıda söylediğimiz durumlar,küresel anlamda belirsizlikler,borsaların şişmesi ve kur savaşlarının dillendirilmesi dünyayı içinden çıkılmaz bir hale götüreceği apaçık ortada.Kapitalizm sürecinin en sancılı dönemiyle karşı karşıyayız.Dünya artık yeni bir sistem arayışında.Yeniden Menkul kıymetleştirmeler ve yukarıdaki gidişat  devam ettiği sürece bizim refaha kavuşmamız zor gibi gözüküyor.Bir sonraki yazımda Türkiye ile ilgili bazı konulara değineceğim.Teşekkürler